17 Eylül 2009

Bayram öncesi notlar

Sessiz kaldım biraz ama buralardayım. Ramazan dolayısıyla bloguma fazla vakit ayıramadım, önemli değil telafi ederim nasıl olsa.

Her Ramazan'da olduğu gibi bu Ramazan'da da bol bol yemek bloglarını gezdim. Bu aslında nefse eziyet gibi birşey oluyor ama başka türlü de fikir edinemiyorum. Fazla değişik şey denemeye fırsatım olmadı işten güçten dolayı. Yine de bir iki şey var ilk defa veya ikinci defa denediğim. Fakat fotoğraflarını henüz çekmediğim için bazılarını bir kez daha deneyip hem tarifi yazıp hem de fotoğraflarını paylaşmayı düşünüyorum.

Mesela ilk limonata yapışımın ardında yatan hikaye şöyle:

Bendeniz mutfakta akşamki iftar daveti için yemek hazırlamaya çalışırken arka fonda televizyonun sesi kulaklarıma takılıp duruyordu (güya müzik kanalı, reklamdan geçilmiyor); hangi markanın limonata reklamıdır bilmem, adamın biri reklamda "limon limon olalı böyle çok sevilmedi" naraları atarken benim canım feci şekilde soğuk limonata çekti haliyle. Günah be günah, böyle reklam koyulur mu güpegündüz. Gelin görün ki evde ne yeteri kadar limon var ne de şu gurbet ellerde şöyle damağıma uygun limonata satan bir yer. Halbuki ben limonatayı da pek sevmem, yani aramam. Orucuz ya, canımız en olmadık şeyleri çekiyor. Neyse ertesi gün limon aldırdım ve böylelikle başarıyla sonuçlanan ilk limonatamı yapmış oldum.

İlk babagannuş hikayem:

Kardeşe iftara gidilir, köşede duran mezeler kitapçığı görülür, ertesi gün verilecek olan iftarda iftariyeliklerin yanında soğuk birşeyler olsun istenir ve evde malzemeleri mevcut olan bir tarif bulunur ki bu da babagannuş'tur, adı da tadı da hepimizin hoşuna gitti. Yalnız internette gördüğüm tüm babagannuş tarifleri yoğurtlu ve sarımsaklıydı, benim bulduğum tarif ise salçalı ve sarımsaksız. Ama nefisti, bunu da bir köşeye yazmam lazım.

Acılı ezme hikayem:

Acılı şeyleri seven ben, İzmir'de İsviçre'ye dönmeden önceki gece yediğimiz acılı ezmeyi unutamıyordum. O günden beri onu yapmayı aklıma koymuştum. Yaptım da. Onun da tarifini unutmamak, kaybetmemek adına koysam iyi olur. Gerçi benim dışımda ayılıp bayılarak yiyen pek olmadı ama olsun, kendim yapar kendim yerim:) Ama yanında eksik olan lavaş ekmeği ve tereyağıydı...

Başka neler vardı unuttum. Tatlıların ise anlatılacak hikayesi yok. Hepsini beğendim yaptım:

İrmikli havuç tatlısı
Dolgu kek
Tiramisu

Görüldüğü gibi şerbetli tatlılarla hiç aram yok.

Bu arada anneler, teyzeler, halalar Nnnnütfeeeen vazgeçin artık her bayram her bayram tepsi tepsi baklava yapmaktan, biraz değişiklik yapın, sütlü tatlılara falan yönelin accık yahu, en az on ev geziyorsak hepsinde de baklava ikram ediyorlar... :/ bünye bir yerden sonra kaldırmıyor.

Ayrıca herkese şimdiden şeker gibi, baklava tadında eş dostla beraber nice güzel Bayramlar diliyorum!!!

3 yorum:

Defnenin Annesi dedi ki...

Ayyy harika seyler bunlar. Bir an önce tarifleri yaz bence. Sanada iyi bayramlar...

tug dedi ki...

Baklava konusunda seninle ayni fikirdeyim ;)

GeCe dedi ki...

baklava konusuna bende katılıyorum içimiz dışımız tatlı oldu yemek hikayelerin ilginçmiş tam da bugün buna benzer şeyler düşünmüştüm

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...