Tatil 2010 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tatil 2010 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ekim 2010

maksat değişiklik olsun dedim

Tatil dediğin hep deniz kıyısı demek değildir ya,
Gurbetçi için tatil demek, çoğu zaman memleket demek, büyükleri ziyaret demek,
gönülleri kısa da olsa hoş tutmak demek.
Senin doğup büyüdüğün olmasa bile, geçmişinin doğduğu, yaşadığı yer demek.

Dünyanın neresine gidersen git, eninde sonunda döneceğin yerdir, döneceğin topraktır memleketin.

Memleket demek, çoğu zaman sessizlik gibi olsa da, at sesi, eşek sesi, inek sesi,
tavuk gıdaklaması sesi demek.

Trafik olmaz, gaz kokusu olmaz, en fazla traktör geçer kapının önünden.
Doğaldır, temizdir havası, şehrin kavurucu sıcağından kaçabileceğin yaylaları vardır üstelik.
Kafa dinlemenin en ekonomik versiyonudur aslında. Tabi etlisine sütlüsüne karışmadığında.

Farklıdır işte.

Moda yoktur, trend yoktur.
Giyersin terliğini fistanını, çıkarsın.
Herkes herkesi bilir nasıl olsa.
Hem modaya uyacağım dersen, gülerler zaten.
=D

Her şey tap tazedir.
Bağı vardır, bostanı vardır, salkım salkım üzümleri, kavunu karpuzu vardır.
Kendi malın gibi koparıp yediğindir taze dalından.
Biz gençler gideriz, 3 günde sıkılırız ama nedendir hep de gidesimiz gelir.
Topraktır, toprağmızdır,
çekiyor demek.














30 Eylül 2010

buyursun gelsin sonbahar...


Biz nasılsa hazırlığımızı yaptık,

varsın dökülsün yapraklar...

29 Eylül 2010

cennetten bir köşeye benzer memleketim yağmurla


ve ben doyamam bakmalara.
İşte derim, o köy benim köyüm,
Gökkuşağının altında,
ve ben doyamam bakmalara....











26 Eylül 2010

BizLer PaMukKaLe'yE giderseK

Oradan oraya koşar, coşar, hoplar, zıplar hatta bazen düşedebiliriz =)))

Başımıza güneş bile geçebilir...



Pamukkale'nin antik şehrini didik didik inceleyebiliriz...


Sonra mezarların yakınına gidip...


Hatta dışından içine, ya da içinden dışına bakabiliriz...



sonra ancak bizim gibi deliler mezarlıkların içinden bu kadar mutlu bir poz verebilir diye düşünebiliriz...





Arkeolojiye gönlünü vermiş, meraklı araştırmacılar misali şaşırabiliriz...
Bazılarımız, kendini tutamayıp, bu tarihi yapıların sağlamlığını test etmek istercesine tepesine çıkabilir...

Bu kareyi alırken ben, önümde duran taşı göremeyip, tepe taklak olabilirim =P



Pamuk travertenlerin bundan 20 sene önceki halini düşünüp, üzülebilirim
ama
birazcık geç de olsa, koruma altında alınmış olmasından mutluluk da duyabilirim...





ve ben Pamuk travertenlerle,
bu tarihi mekana,
doymayabilirim!!

=)

Not:
Save the Ocean
Save the World



24 Eylül 2010

Yakında - Pamukkale



çok yakında

bu seneki yaz tatilimin

en

ennn

ennnnn

güzel

anılarını

paylaşacağım

=)

8 Eylül 2010

Datça tekne turundan kareler

Datça yarım adasından Knidos'a doğru değil de Marmaris'e doğru Kızkumunu görmeye gittik tekne turuyla.

3 günlük Datça gezimizin keşke 2 günü tekne turuyla geçseymiş. O kadar güzel, o kadar mükemmeldi. O güzelim koyların hepsini arabayla gezerek görmek mümkün değil çünkü. Arabanın içinde belli bir süre sonra mola vermek istiyorsun vs. Teknede ise hem yemeğini yiyorsun, dinleniyorsun, yüzüyor ve güneşleniyorsun. Kişi başı 35 TL idi. Ilıca da günlük iki kişilik şemsiyeli şezlonglara 25 TL ödediğimizi, bunun içinde yemek olmadığını, üstüne üstlük bütün gününü aynı yerde geçirdiğini göz önünde bulundurursak fena sayılmaz bence. Ama Datça'da şezlonglardan ücret talep eden olmadı. Onu da söyleyeyim =) Knidos'u da başka sefere görürüz artık inşallah.

Beni araba tutar, deniz tutar ama yolculuk bulantılarına karşı aldığım ilaç çok işe yaradı. Bundan sonra beni kimse tutamaz, her yaz teknelerdeyim =))
Buyrun, o günden kalan en sevdiğim kareler:







Bu da benim balığım ;)
Snorkel severlere not: Sabah erken saatlerde, yani insanların yoğun olmadığı zaman, plajlarda değişik (kocaman) balıklar görme fırsatını yakalayabilirsiniz. Tabi korkmayacaksanız =)

30 Ağustos 2010

daatil anılarına devam...

gördüm ki çok fazla fotoğraf olmuş
gördüm ki karar vermesi pek zor imiş
bir yerden başlamalıymış anıları paylaşmaya...

kendime notlar:
Eğer ki bir daha ismi Datça olan bu dünya üzerindeki cennet köşesine gidilecek olursa,
Marmaris'ten Datça'ya 70 km boyunca virajlı yoldan gelmeye gerek yok.

Ya Bodrum'dan feribot'la gidilmeli, ki kanımca bir çok kişi böyle yapıyordur zaten.
Ya da Marmaris'te konaklayıp oradan tekne turlarına katılarak, koy koy gezmeli.

Biz ne yaptık, evvela bu yol düzeltilmiş mi diye merak ettik, ona bakmak için geçtik zaten biz =P,
gördük ki, iki araç yan yana rahat geçebiliyor, onayı verdik. Ama midemiz onay vermemiş olabilir =)






Akşam üstü yukarıdaki güzellikle karşılaştık.

Gündüzleri plaj olarak kullanılan minik sahil, akşamları da restoran olarak düzenleniyor.
Denize girmek için hoş bir yer değil bence, akşam yemeği için ise fikir güzel lakin restoranın ve servisin iyisine rastlayamadık ne yazıkki. Ödediğiniz paranın karşılığı sadece atmosfer oluyor yani ;)



Ertesi gün tekne turuyla kız kumuna gittik...

Tekne turu olmazsa olmazımdı zaten!!!

26 Ağustos 2010

sevdim....

ilk önce Alaçati'ya gittik dedim ya, simdi bloglarda, internet sayfalarinda binlercesi bulunan klasik Alaçati fotograflari paylasmayayim dedim, neleri sevmisim, neleri sevmemisim, onlari not edeyim en iyisi ben dedim, bana mantikli gibi geldi ;)


Buzlu badem, sabah aksam yenilesi sey! Sevdim seni buzlu badem!



minik sokaklari süsleyen çiçekleri sevdim!


adim basi rastladigim incir agaçlarini sevdim, doyasiya incir yiyemedim =(


Mavis kapilari, pencereleri, duvarlari süsleyen saksilari sevdim!


Lavanta kokusunu sevdim!


Oteli gecenin karanliginda (sabahin 4ü) bulamayinca, pek yardimsever candarma abileri sevdim =)
Bizi sokagin basinda otelin yerini göstermeye gelen çocugun bisiklet sürüsünü çok sevdim!! =D

sevmedim:
aksamlari dar sokaklara sigmayan, istiklal caddesinden beter kalabaligi sevmedim, çözüm, tabiki sezon disi gidilmesi.
uçuk fiyatlari sevmedim.
özel "ücretli" otopark görevlisini sevmedim.
Sokaklarin devasa Range Rover'lardan geçilmesinin mümkün olmamasini sevmedim, gözümüz yok tabi, ama o dar sokaklara araba sokulmamali kanimca.


siradaaa? sirada ne var?
Datçaa? ;))

25 Ağustos 2010

huzur pur







Güzeldi
Huzurluydu
Sakindi
Doğaldı herşey ve herkes, içtendi
ve ben
En çok portakal kabuğu reçelini sevdim!
Bir de zeytin dallarının altında oturmayı...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...