28 Ağustos 2009

Kısa saç

Yıllarca sağlıklı bir şekilde uzatıcam diye çırpındığım saçlarımı Haziran sonu bundan en son 11 sene önce kestirdiğim gibi kısacık kestirmiştim. Baktım hoşuma gitti. İki ay içinde arkaları uzayınca dün gittim bir daha kestirdim, şimdi daha da kısa oldular.

Ben söylüyordum arkadaşlara saçımı kısacık kestiricem, bıktım uzun saçtan, çok sıkıldım diye. Ama kimse ciddiye almıyordu. Çoğu, pişman olursun yapma etme, falan dedi. Görenler şaşırınca, niye şaşırdınız ki, ben size söylemiştim, dedim=)

Kökü bende çok şükür, yine uzar. Zaten bir yerde patlıcanın saçların çabuk uzamasını sağladığını duymuştum. Doğru ya da yanlış, bilmiyorum ama çocukluğumdan beri sırf saçım çabuk uzasın diye patlıcan yerim (nerden çıktıysa şimdi bu patlıcan).

Her neyse.

Şu anda kısa saçın rahatlığını, pratikliğini doruklarda yaşıyorum.

Ayrıca kendimi müthiş genç, dinamik ve enerjik hissettim.

Bir gram bile pişman olmadım.

Uzun saç iyi, hoş, güzel, belki de daha feminen ama bana çok sıradan gelmeye başladı.

Şimdi modern oldum:) Sevgili bile "ünlüler gibi oldun" dedi pek bir keyiflendim;) En çok ta onun beğenmesine sevindim zati.

Tabi önce onu ikna etmek için örnekler hazırlamıştım. Geçerli sebeplerim de vardı;)

Fotoğrafları ancak istek üzerine yayınlayabilirim.

Şimdilik herkese mutlu haftasonları diliyorum!! Sevgiyle kalın!

27 Ağustos 2009

Kaçak bir yolcunun kısa hikayesi

"Geçenlerde siyah bir araba gördüm, camı da pek kirliymiş,
dedim oh tam bana göre, oraya bi yapıştımmıydı umursamazlar beni.
Eyvah o da ne? Sanırım farkettiler...
O iğrenç boyalı tırnak bana doğru mu geliyor yoksa, ölü gibi mi davransam naapsam?
Aman tanrım öleceğim galiba!!!
Neyse, dayan Çekircan dayan.
Bu diyarlardan gitmek istiyorsan dayanmalısın!!"

Hızımız ara ara 120 ye çıkmasına rağmen gitmedi.

Epey bir kilometreyi geride bıraktıktan sonra arabayı otopark'a bıraktık
ve
o günden sonra Çekircan'ı kimse görmedi...
=)
Bu anlamsız yazı için herkesten özür diliyorum:)

26 Ağustos 2009

Tembel Zeynep, mimler de olmasa kreatifliğin falan kalmayacak


Efendim...
Sevgili Rahşan kardeşim geçenlerde beni de kreatif ilan edip ödüllendirmiştir, kendisine buradan kocaman teşekkürlerimi yolluyorum. Teşekkürün kocamanı olur mu onu da bilmiyorum ama çok teşekkür ediyorum işte!
Fakat bu ödüle layık olabilmem için şart koşmaktan da geri kalmamıştır Rahşan hanım:) nasıl ödülse bu artık=P
Neymiş peki bu koşul?
Sevdiğim 7 şeyi fotoğraflar eşliğinde listeleyecekmişim... hmmm.... sevdiğim şeyi 7 ile sınırlandırmak yetmezmiş gibi, onca fotoğrafın arasından fotoğraf seçmem gerekiyordu. İşin en zor kısmı bu oldu. Ama tabiki seve seve hazırladım listemi.
Buyrun bakalım neleri seviyormuşum ben:
1. Renk renk çiçekleri seviyorum ben...


2. Gezmeyi, değişik yerleri görmeyi çok seviyorum


3. çaktırmasam da resim yapmayı çok ama çok seviyorum


4. Alakaya maydonoz olsa da, karda yürümeyi


5. Fotoğraf çekmeyi seviyorum


6. Ailemi bir arada görmeyi çok seviyorum


7. bir de beni her daim güldürmeyi başaran bu adamı ÇOK seviyorum


Dahası da var :
Jelibonları
Kahveyi
Kumsalı, denizi, güneşi
Yıldızları seyretmeyi
Kitap okumayı, hele bir de sahilde olursa... ohoooo
Bitter çikolatayı
Taze sağılmış sıcak keçi sütünü
Halamın yaprak sarmasını
Türkan Şoray'ı, dolayısıyle yeşilçam filmlerini
Beyaz güvercinleri
Ata binmeyi
Dalından meyve yemeyi
Mor'un her tonunu
İstanbul'un martılarını
Sezen Aksu kadar Orhan Gencebay'ı
bir de
Mecimekli köfteyi
İnanın çok seviyorum!
Olayın bir de mimi devam ettirme bölümü vardı... baktım baktım tanıdığım herkes ödüllenmiş ayol...
ama yine de seyrelen yazılarından dolayı bir kişiyi mimlemek istiyorum
LAL'cim - biliyorum telaşelisin canım ama Nnütfeeennnn:))

17 Ağustos 2009

zamanı geldi gibi gibi

Uzun zaman oldu bloguma fotoğraf eklemeyeli. Bir kaç fotoğrafla boynu bükük kalan blogumu şenlendiresim geldi.
Pazar günü toplanıp, çoluk çocuk dağların arasına pikniğe gittik... Hava lokum gibiydi. İsviçre'de 30 dereceyi görünce gözlerim yaşarıyor, mutluluktan taklalar atasım geliyor, çok duygulanıyorum çok...
Bunlar benim objektifimin baş rol oyuncuları... şekerlerim!







Gölün içindeki çimler de uzar... onları da biçmek lazım=)


Kahvaltımızı yaptık, yemekten önce de Tabu XL oynayalım dedik, anlattık, çizdik, maskotumuzu şekilden şekile soktuk fakat dağ havası beyin hücrelerimize iyi gelmesi gerekirken başımıza güneş mi geçti ne oldu bilemiyorum oyunumuz bol tartışmalı sonlandı...





Günümüze güzellik katan manzaralar eşliğinde eğlenceli bir pazar geçirdik...



14 Ağustos 2009

Bazen...

... Bazı sözlerin söylendikten sonra anlamını yitirdiğini düşünüyorum

... Umutlarıma çok fazla yükleniyorum

... bir hayalin peşinde sürükleniyorum

... her şey güzel olsun diye güzel düşünüyorum

sonra

düşüncelerimi kendime saklıyorum.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...