- ıspanaklı çarşaf böreği yaptım, hadi gelin yiyin biraz
- yok sağol ben yemicem (canım istemiyor, zaten rejimdeyim börek çöreklerle işim olmaz, vakitte geçti)
diyerek evlat kişisi asrın hatasını yapmış bulunmaktadır. Dilini eşek arıları soksundur. Anne ise isyan bayraklarını dalgalandırmıştır.
Hayır demeyeceksin! Senin ne haddine hayır demek? Annenin pişirdiğini homini gırtlak yiyeceksin, reddetmek ayıp, emek vermiş senin için yapmış dimi. Terbiyesiz evlat seni! Hayırsız evlat seni! Senin gibi evlat...
Kazık kadar olsanızda anneler düşünür, aç gezmenizi istemez, yürekleri dayanmaz. Onları sevdiğinizi belli etmek istiyorsanız her pişirdiğini yiyeceksiniz, o kadar! Onlar da sizi sevdikleri için pişiriyorlar zaten.
Her polemiğin ardından gelen klasik cümle:
Anne olunca anlarsın!
Offf!
12 Haziran 2009
11 Haziran 2009
Dilekler
Bir sürü dileğim var yine
Kapatıyorum gözlerimi
Dilekler tutuyorum
Sanki gözlerimi daha fazla sıkınca, daha çabuk gerçekleşecekmiş gibi
Dilekler tutuyorum
Gözlerimi sıkı sıkı kapatarak
Dualar ediyorum
Her şeyin güzelliğe, iyiliğe kavuşması için...
Kapatıyorum gözlerimi
Dilekler tutuyorum
Sanki gözlerimi daha fazla sıkınca, daha çabuk gerçekleşecekmiş gibi
Dilekler tutuyorum
Gözlerimi sıkı sıkı kapatarak
Dualar ediyorum
Her şeyin güzelliğe, iyiliğe kavuşması için...
10 Haziran 2009
birşeyler yapmalı
şimdi az konuşmalı derken az yazmalı demek istemedim tabi. Az konuşmaya devam edeceğim fakat şu anda yazmak geldi içimden. Dün akşamdan beri beynim ve kalbim arasında çatışmalar var yine, olabiliyor bazen insanlık hali. Onlar çatışa dursun parmaklarım bu arada neler yazacak ona bakalım:
Hafta sonu yine ufak çaplı bir karaoke partisi vardı. Benim içimden sürekli Sezen Aksu şarkıları söylemek geldi. Tabi onun şarkılarını bir sürü kişinin içinde söylemek cesaret ister, bir iki şey mırıldanıp ardından dinleyicilerden özür diledim, kendilerine sesimle eziyet ettiğim için:) Onun gibi söyleyebilseydim zaten ne işim olurduki buralarda dimi:)
O günden beri içimde acayip Sezen Aksu dinleme isteği oluştu. Böyle biraz içli, biraz deli, birazcık ta kıpırtılı... Sanırım bu yaz doldurup geleceğim Sezen Aksu albümlerini. Eskiden yaptığım gibi açacağım sesini eşlik edeceğim o en sevdiğim şarkılara.
Sonra bir de bende gitar çalma isteği uyandıran bir arkadaş var. Adı Sercan Ulusoy. Kimdir nedir bilmiyorum ama çok tatlı olduğu kesin.
Hafta sonu yine ufak çaplı bir karaoke partisi vardı. Benim içimden sürekli Sezen Aksu şarkıları söylemek geldi. Tabi onun şarkılarını bir sürü kişinin içinde söylemek cesaret ister, bir iki şey mırıldanıp ardından dinleyicilerden özür diledim, kendilerine sesimle eziyet ettiğim için:) Onun gibi söyleyebilseydim zaten ne işim olurduki buralarda dimi:)
O günden beri içimde acayip Sezen Aksu dinleme isteği oluştu. Böyle biraz içli, biraz deli, birazcık ta kıpırtılı... Sanırım bu yaz doldurup geleceğim Sezen Aksu albümlerini. Eskiden yaptığım gibi açacağım sesini eşlik edeceğim o en sevdiğim şarkılara.
Sonra bir de bende gitar çalma isteği uyandıran bir arkadaş var. Adı Sercan Ulusoy. Kimdir nedir bilmiyorum ama çok tatlı olduğu kesin.
3 Haziran 2009
hayırdır inşallah

Bir uğursuzluktur tepemde almış başını gidiyor. Hadi insanın bir işi ters gider ama her işi mi ters gider yahu? Geçen haftadan beri yaşadığım ufak tefek aksiliklerin üstüne bir de herkesin gönlü olsun diye sevimli insan modeli olamamanın baskısını hissediyorum üstümde. Ben bugüne kadar kimin için ne yaptıysam kalbimin taa derinliklerinden geldiği için yaptım, karşımdaki sevinmişse ne âlâ, sevinmemişse eyvallah. Ne diyeyim. Kimsenin olmadığı gibi ben de dört dörtlük değilim. Olmak için de kasmıyorum zaten kendimi, yoksa mutsuz oluyorum. Duygularım, rüzgar ne tarafa eserse o tarafa gidiyor, tıpkı bu bulutlar gibi...
Fotoğraf: Zeynep A.
Yer: Limmat kenarı / Zürih
Zaman: Az evvel
;)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)