14 Ekim 2015

yagmur yagmadigi sürece


çocuklarla sokakta ne kadar cok vakit geçirirsek ben o kadar mutlu oluyorum desem? Ancak açik havada atabiliyorlar enerjilerini ve çocuklarin sayesinde biz de disari cikmis oluyoruz, yoksa evde is güç derken tikilip kalicaz. Keskeleri sevmeyiz ama ben yine de keske Melda kuzenlerine bi tik daha yakin olabilseydi diyorum ve sonra buna da sükür deyip avutuyorum kendimi.

Evin içinde oyalayacak seyler arasam da, bazı aktiviteler için çok küçük veya hiç ilgisini çekmiyor. Ya da sürekli başında durmak gerekiyor, hal böyle olunca benim diğer işler icin zamanim git gide daraliyor haliyle bu da bende stres hali yaratiyor dogal olarak. Sürekli yaptigi seyler vardi mesela kagida biseyler çizmek gibi ama onlardan da bikti. Bazen koyuyorum önüne enteresan seyleri, makarnaydi, kavanozdu, dagitmasina da izin veriyorum ama çabuk sikiliyor. Televizyon seyretmeyi, özellikle Pepee'yi cok seviyor ama ben bunu olabildigince sinirlamak istiyorum ve bunun icinde müthis çaba harcamam gerekiyor.

Kimi zaman ellerini yikamasi icin yolluyorum lavaboya, sabunuydu oydu buydu derken orada da vakit gecirmesine izin veriyorum çünkü suyla oynamayi hangi cocuk sevmez ki dimi.

Yagmur yagmadigi sürece, en güzeli çek kapiyi at kendini sokaga.

En güzeli.





13 Ekim 2015

2 ye 1 kala



Canim kizim, Allah'in izniyle uzun bir yol var önünde. Aynen böyle iste... arada durup dinlenmeyi, dinlenirken seyretmeyi, insanlari tanimayi ama en önemlisi hayattan zevk almayi, iste aynen böyle ögrenmelisin. Hiç bir zaman hiç bir sey karartmasin gönlünü. Umut en güçlü isigin olsun su hayat yolunda. Herkes için, hersey için her zaman umut vardir bunu unutma.

Bugün çok sükür 23 aylik oluyorsun, sen yüregime düstügünden beri her an her nefes için ne kadar sükretsem az gelir. Sana dünyanin en güzel kelimelerini toplayip yazasim geliyor ama bunu yapacak kapasitede degilim ne yazikki... Bunun yerine sana olan sevgimi belki hissettirebilirim, suyunu çikarmadan :)



7 Ekim 2015

Hastane ziyaretleri / Bebek ziyaretleri


Aile ve çevre genis olunca hayatimiza giren bebek sayisi masallah eksik olmuyor ve son zamanlarda ise arka arkaya hamillik haberleri aliyorum.

çok sükür :)

Kendim dogurup hastanede yatincaya kadar bilmezdim yeni dogum yapmis birine en güzeli ne götürüp götürmemek gerektigini.

Ben dogum yaptigim siralar ne yazik ki tasinmamiza 1-2 hafta vardi, 5 gece hastanede kalmistim, eve geldikten az bi süre sonra tasinacaktik. Bu yüzden hastaneye hiç çiçek getirmeselerdi benim için daha iyi olacakti. Elbette güzel birseydir eve gidince her yerin rengarenk çiçeklerle dolu olmasi. Ama benim ne o kadar vazom vardi, ne de kolilenmemis vazom. Bu yüzden çiçekleri hastanede birakmak zorunda kaldim.

Her neyse. Ben artik Hastaneye çiçek böcek götürmek yerine, bebege ufak bir hediye ve anneye de ev yapimi kurabiyeler götürüyorum (çünkü çikolatadan bikkinlik gelmisti bana) Evde hangi dolabi açsam, aylarca hastaneye gelen çikolatalardan çikti... 

çikolata kötü degil tabi, ama herkes veya bi cok kisi çikolata götürdügü icin sirf degisiklik amacli kurabiye yapip götürüyorum artik ve bunu adet edinmeye basladim kendime.

Paketlemesi de ayri zevkli oluyor.



16 Eylül 2015

kizimin yeni kitaplari


2 senedir nereye koyacagima bir türlü karar veremedigim kitaplarim su anda yatakodamda mini kitaplikta yerlerini aldilar ve sanirim uzunca bi süre orada kalacaklar. Genelde yatmadan önce okudugum icin en mantiklisi yanibasimda olmalariydi tabi. Hal böyle olunca, gece veya sabahlari yanimizda gelen minik kusum sabahlari biz uyurken pek bi sever kitapligimdaki kutulara cikmayi, bir kaç kitap alip sayfalarini karistirmayi. Geçenlerde elinde resimli bir kitapla uyuya kalinca, kafama dank etti, neden evde Melda’ya göre fazla kitap yok, dedim kendi kendime. Okuma yazmasi yok ama hep ayni karton bebek kitaplarina bakmaktan o bile bikti.

En iyisimi dedim ben kisa hikayeleri, bol resimleri olan kitaplar alayim kuzuma. Önce aklima benim çocukluk kitaplarim geldi, annemin evinde yillardir dokunulmayan içinde bizim binbir cesit kitaplarimizin oldugu bir kitaplik vardi. Dedim ki oradan güzellerini seçeyim, hem anisi olur ama nerdeee… bizim kitaplar uçmus, artik ne olduysa… anneme soruyorum, attiysa bile attim demeye dili varmiyor heralde, ya da gercekten hatirlamiyor ayirip attigini filan. Kalan son kitaplar da gelen giden çocuklarin elinde perisan olmus, sayfalari dökülmüs yirtilmis vs.

O güne kadar niye akil edip, otu boku kendime saklayan ben kitaplarimi koruyamadigima öyle bir üzüldüm öyle bir içerledim ki… Aklima da hiç gelmedi dogrusu, bir gün çocugum olur da kitaplarimi okuruz diye.

Daha sonra üzüntümü bir kenara birakip, kizima prensesli, prensli, klasik masal hikayelerinden daha farkli hikayeleri olan kitaplar aramaya basladim. Ay öyle güzel seyler varki. Bir servet harcanir. Ama ben tabi o kadar harcayamadim, bir kismini harcadim sadece J Resimlerini çok çok begendigim kitaplarin hikayelerine çok da fazla takilmadan aldim geçtim.
Sonuçta resimlerine bakicaz birlikte, yorum yapicaz. Büyüdügü zaman da aralarinda güzel hikayesi olanlari birlikte okuruz veya yeni kitaplar kesfederiz.

Kiz kardesim bu kitaplari görünce, abla sen bunlari kendine almissin dedi :) ”olabilir” dedim, vermiyorum zaten su anda Melda’ya. Sadece karton kitaplari alabilir :)

Öyle günlük okuma saatlerimiz yok henüz. Mesela uyku öncesi kitap hiç olmuyor. Zor yatiriyorum zaten, bir de isin içine kitap girince iyice uykusu açiliyor. Belki gündüzleri yemeklerden önce, yemeklerden sonra olabilir. Bilemiyorum.

Su anda bir hayalim varsa o da, Melda büyüyünce, kendisine hediye edilen kitaplar için mutluluk duymasi olur. Daha hiç öyle bir çocuk tanimadim hayatimda. Bakalim Melda nasil olacak?

15 Eylül 2015

öyle umdugun gibi olmuyor iste...


Hayat yine yoruyor insanlari...

Ülkemdeki huzursuzluk mu dersin, ülkelerin bitmek tükenmez saçma savaslari yüzünden evinden barkindan kaçmak zorunda kalan mültecilerin drami mi dersin, kutsal topraklardaki ihmalkarlik yüzünden devrilen vinç mi dersin. Hele ki annecigimi oralara ugurlamisken, aklim ister istemez hep orada, yüregimse agzimda.

Neye üzülecegimizi sasirmisken hayat diger taraftan kaldigi yerden devam etmek zorunda. Elimizden hiç birsey gelmiyorsa bile en azindan daha güzel bir gelecek için duyarli, sefkat ve merhametle büyüyen, sevgi dolu çocuklar yetistirebiliriz sanirim. Her anne babanin tek amaci bu zaten, biliyorum. Ve elbette herseyi en basta kendi yavrularimizin mutlulugu için yapariz, ama onlarin mutlulugu icin çabalarken, baskalarini mutsuz etmemeyi, üzmemeyi ögretebiliriz degil mi...?

Su anda bebegimi oyun grubuna alistirip spora gitme çabalarim devam ediyor. Amaç spora gitmekten ziyade, daha çok Melda'yi kisa bir süreligine annesinden ayri kalip, baska çocuklarla vakit geçirebilmeyi ögretmek aslinda. Kizimla 22 aydir tam anlamiyla yapisigiz. Sebebini tam olarak bilmiyorum belki dogustan bir karakter meselesidir bu ama Melda'da sanki tarafimdan terkedilme korkusu var gibime geliyor. Sanirim ise gitmek zorunda oldugum için böyle. Bu durum beni tam anlamiyla mahvediyor. çaktirmadan kaçsam bir dert, annecim ben hemen geri dönücem desem daha büyük bir dert. Sürekli göz hapsindeyim, benim onun bulundugu mekandan ayrilmayacagimdan emin olana kadar rahat degil. Hatta beni elimden tutup eve gitmek istiyor, cünkü evde ikimiz olunca birakmayacagimi cok iyi biliyor.

Daha 22 aylik, tabiki cok cok kücük, ama bazi seyleri çok iyi anladigindan eminim. Ona her gece yatmadan önce ne kadar sevdigimi, asla terketmeyecegimi, gidince her zaman geri dönecegimi defalarca tembih ediyorum. Beni cok iyi anladigindan eminim. Ona hak veriyorum, ben bile su koskoca halimle onu bir dakika göremeyince özlerken, yavruma sonuna kadar hak veriyorum.

Zamanla alisacagiz.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...