13 Temmuz 2011

Kaplumbağa terbiyecisi - Osman Hamdi Bey'in Roman'ı

Ölümünün 100. Yılında Osman Hamdi Bey'in Romanı

Sebebi kaplumbağaları çok sevmem mi, yoksa resimdeki oryantalist hava mı bilmiyorum ama aşağıdaki tabloya ayrı bir tutkum var ilk gördüğüm andan beri. (orjinalini görmedim daha)

Türkiye'den kitapçılara uğramadan dönemem asla. Bir de her Migros'a girişimizde illaki o (genellikle darmadağın olan) kitap bölümüne bir bakmam gerek. Son gidişimde bu kitap ilişti gözüme, tabloya olan hayranlığımdan dolayı da bırakamadım tabi, yapıştı sanki elime.

Geçen hafta tatilde okuma fırsatı bulduğum kitaplardan biri buydu. Müthiş etkisinde kaldım. Her şey Osman Hamdi Bey'in babası İbrahim Ethem paşa tarafından Hukuk okuması için Paris'e göndermesiyle başlar ve Osman Hamdi Bey'in kültür ve sanat adına vermiş olduğu mücadeleyi yalın bir dille anlatır. Aynı zamanda o dönemin Avrupası, İstanbul'u ve Osmanlı İmparatorluğu hakkında önemli tarihi bilgiler vermekte. Başta tarih olmak üzere, sanat ve kültür severlere rahatlıkla tavsiye edebileceğim bir kitap bu. Kitabı okuduktan sonra aşağıda görmüş olduğunuz tablonun anlatmak istediğini çok daha iyi anlayacaksınız. Dünki yazıyı da bu kitabı okuduktan sonra görünce, bunun ne kadar önemli olduğunun altını çizmek istediğim için ekledim.

12 Temmuz 2011

aklıma gelmişken

"Bilim ve sanat toplumlar için bir kuşun iki kanadı gibidirler. Bu iki kanadı kullanan toplumlar uçarlar ve özgür olurlar. Kullanamayanlar ise tavuğa dönüşürler. Tavuk toplumlar birileri önüne yem atsın diye bekler. Uçamayan, kanatları körleşen toplumlar önüne atılan yemleri kafaları önde gagalamak için uğraşırken, arkalarından yumurtaları alınır!" Ay Hırsızı, Sunay Akın



tatil vs. iş

Kısacık (kısa olmasının sebebi var aslında) tatilimde az fotoğraf çektim, çokça dinlendim, arada kitap okudum, bol bol uyudum. İhtiyacım vardı iyi geldi ama tadı damağımda tabi. Şu anda kendimi her ne kadar çalışmadan tatil olmaz diye teselli etmeye çalışsam da olmuyor. çok zor.

şu anımla karşılaştırınca:

Sabahın erken saatlerinde yataktan şıp diye kalkıp beni bekleyen kahvaltıya, ardından sahile koşar adımlarla ilerleyebilirken, beni tekrar işin beklediği sabahlara kalkması, arabaya doğru sürünmesi zor geliyor.

Günün ilerleyen saatlerinde bir elimde kitabım bir elimde bol naneli Mojito'm varken, şu anda bir elimde dosyalar diğer elimde acı kahve zor geliyor.

Öğlenleri yemek sonraları kafayı vurup yatmak, begonvillerin gölgesinde, minderlerin üzerinde uyumak varken, şimdi öğle paydosu bitince uyuklamamak için deli gibi Redbull aramak zor geliyor.

Akşamları süslenip püslenip yemeğe gitmek, ardından yürüyüştür, eğlencedir, sohbettir derken, şimdi iş sonrası tatilden kalan kirli çamaşırları yıkamak için çamaşırlığa inmek zor geliyor...

Sanırım kendimi bir süre arkadaşların tatil fotoğraflarıyla ya da kendi çektiklerimle avutacağım. Dün akşam bolca karibik hayalleri kurdum, rüyamda karibik sahillerinde gördüm kendimi ya, hadi bakalım hayırlısı =P

10 Temmuz 2011

1 Temmuz 2011

şekerlik - minik projelere devam

Bir sürü bir sürü şey birikti paylaşmak istediğim yahu... bu aralar vızır vızır paylaşasım var, sevinçten heralde =D

Bunlara proje demesi de olaya farklı bir hava katıyor. Birden bire aklıma gelmesiyle yaptığım sepetimsi şeker tepsiciği... hasteneye ziyarete gelenlere şeker veya çikolata ikram ederken öyle ot gibi paketinden ikram edilmesini istemedim, hem daha sonra mevlüt şekerleri için de kullanılabilir.

Kafamda nasıl bir şey istediğime dair net bir fikir vardı ama istediğim malzemeleri bulamadım, bulamayınca da, karşıma çıkan bu malzemelerle doğaçlama bir şeyler yaptım, fena olmadı yine de. Sonuçtan gayet memnunum ;o)

Lakin kötü olan bunu hastanede kullanamaması oldu =S mevlüte kaldı artık ne yapalım =/




Son bir minik proje kaldı paylaşmak istediğim, onu da dün gece bitirebildim nihayet. İlk firsatta paylaşırım.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...