10 Şubat 2010

kelime doğrulama


Kabul ediyorum, ben de gıcık oluyorum bu kelime doğrulama işlemine. Fakat ben blogcağızımı açtığım günden beri benim onayım olmadan yayınlanıyor yorumlar. Bugüne kadar hiç bir şekilde problem yaşamadım çok şükür. İster Anonym, ister Blogcu olsun herkes her an istediğini (tabi genelde iyi şeyler) yazdı yorumlara sağolsunlar. Dolayısıyla yorumları onaylamayı gereksiz gördüm / görüyorum.
Lakin geçenlerde bir kaç defa yorumlara SPAM illetinin bulaştığını görünce yine yorumları onaylamadan, kelime doğrulama işlemiyle denemeyi uygun gördüm.
SEVGİLİ yorum bırakan ARKADAŞLARIM, eğer SİZ de uygun görüyorsanız, bu kelime doğrulama işlemi bu şekilde kalacak.
Kelime doğrulama işlemine rağmen spamlarla karşılaşırsam, durumu tekrar gözden geçiririm.
Sevgiler!

8 Şubat 2010

gezmek gezmek gezmek... tek derdim gezmek=)

öğrendik ki,
müzelere tripod sokmak yasakmış,
neden dedim,
profesyonel çekime girermiş,
e dedim nasıl sokacağız,
özel izin almak gerekmiş,
hay dedim, amcam keşkem profesyonel çekebilsekte aldığınıza değse=P







ZeYneP

LoveS

TopKapı PaLacE

haftasonu dediğin neki, bitiveriyor:(

  • hafta içi günler yoğun geçiyor, evdeki işler haftasonu halledilmek üzere bekletiliyor

  • haftasonu geliyor, araya aksilikler girebiliyor

  • zaten tüm hafta sinir küpü gibi dolaşan zeynep kişisi, her şey üst üste gelince bir iki hatta üç kez orta şiddetli bir patlama yaşıyor

  • bazı (ani gelen) teklifleri geri çevirmenin kabahat olduğunu bir kez daha öğreniyor ve daha da sinir oluyor

  • hal böyle olunca iyi niyetleri de kötü niyet olarak algılıyor

  • üfff yine kar yağıyor yine kar yağıyor...

tüm bunların üstüne şu yukarıdaki gibi ferah, cici ve kullanışlı bir çalışma odam olsa keşke, kabuğuma çekilmek istediğim zamanlarda bana kucak açan bir oda...

(foto google'dan alıntı)

3 Şubat 2010

Okudum ve üstüne yeni bir alışkanlık edindim:)

Şurada okumaya başladığım 4 kitabın birini bitirebildim nihayet. Uzun zamandır bu kadar ara vermemiştim okumaya. Ama nedense hiç biri çekmedi beni. Belki de kafamda bir sürü başka şey olduğundan kitapların akışına bırakamadım kendimi. Sanırım buydu sebep.
Uçurtma Avcısını okudum şimdi.
Hayret ettim, çok sarsıldım, arada gözyaşı döktüm, zaman zaman insanlığa lanet ettim... Okumayan kalmamıştır diye düşünüyorum. Bu yüzden fazla yorum yapmayacağım.
Geçenlerde bir programda Ayşe Kulin'i izlediğimi yazmıştım. Siparişini verdiğim kitapları geldi. Şimdi onlardan birine başlayacağım. Elimden düşürmeden okuduğum kitaplar genelde Ayşe Kulin'inkiler oluyor.
Bundan böyle kitaplarımı her daim çantamda bulunduruyorum, yeni alışkanlığım bu oldu. Yarım saatlik öğle paydoslarında okuyorum çok iyi oluyor. Ne zamanki 10 dakika bir yerlerde beklemek zorunda kalsam çıkarıyorum hemen kitabımı. Ama bu 'caanım' kitaplarımın yıpranmaması için tez zamanda kılıf gibi birşey bulmam lazım. Malum çantanın içinde yıpranabiliyor sayfalar. Bense bir sayfasının bile kıvrılmasına dayanamıyorum. Şimdilik bir poşete koyuyorum ama kitapçıklarım daha güzel kılıflara layık=)
Güya ben sessiz kalacaktım dimi bir kaç gün? içimi dökmezsem çatlarım=)

1 Şubat 2010

Sultan Ahmet'in en şirin bekçileri...






Paylaşmak isteyip te içime attığım bir sürü konu var aslında.
Sanırım bir süre daha ben sessiz kalıp, sadece fotoğrafları konuşturacağım...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...