11 Ocak 2010

haftaya bir ödülle başlamak ne güzel!


Sevgili Ayşelon 'a bana bu GÜN IŞIĞI ödülünü layık gördüğü için çok teşekkür ediyorum! Güzel bir sürpriz oldu benim için! ve hâlâ ödül alabiliyor olmak beni gerçekten mutlu etti ne yalan söyleyeyim:)
Bu ödülün kuralı okumayı sevdiğin 12 blog yazarına ulaştırmakmış. Hemen ulaştıralım öyleyse.
Bir ödül de benden sevdiğim blogculara gelsin:
Rahşan + Ayçi (nedense bu ikisini ayrı tutamıyorum:)
Mesut kıskanmasın :) sen ödülünü zaten almışsın ama bir de gün ışığı ödülü benden olsun
Tebrikler arkadaşlar
:)

8 Ocak 2010

malum kış günleri, bol bol film izliyoruz


Nihayet izleyebildim şu bol ödüllü filmi. Mantığımı kurcalayan bazı şeyler olsa da izlediğime kesinlikle pişman olmadım. Çok farklı, alışılmışın dışında bir hikayesi var. Tavsiye olunur yani - hala izlemeyenler varsa tabi.

Havalar buzzzz, akşamları evde olunduğunda hava çoktan kararmış oluyor, yapacak fazla birşey yok, bol bol film kiralayıp izliyoruz haliyle. Arada ıyk çok kötüymüş bu film dediklerimin sayısı malesef daha fazla ama bak bu fena değilmiş, paylaşılır dediklerim de burda. Neyse, izlemeden bilinmiyor.


Bir de bende Alaska'ya gitme dürtüsü uyandıran bu filmi de beğendim. Romantik komedi. Fazla söze hacet yok:)

7 Ocak 2010

çarşaf temizlik zencefil limon martı, martı mı?





Hani grip oldum ya geçen hafta, bana kalsa şimdi evi baştan aşağıya dezenfekte edicem, elimden gelse badana falan da yapıcam. Ne kadar virüs kaldıysa gitsin diye. Dün ne kadar çarşaf, kılıf, battaniye varsa hepsini yıkadım. Kurutması sorun olmayacak olsa yastık yorganları da yıkayacağım. Zaten bu dondurucu soğuklara rağmen evi havalandırıp duruyorum, içeriye iyice temiz hava girsin diye, bir de bu yüzden üşütücez bu gidişle. Bu Cumartesi de perdeleri yıkamayı düşünüyorum... Sanırım kafayı yedim. Gören de başka bir hastalık geçirdim sanır... tövbe tövbe.
Gripten geriye kalan bolca mide bulantısı olunca dün tutturdum da tutturdum illa zencefil alalım diye. Hani iyi geliyormuş ya bulantılara. Dün ilk defa zencefil çayı demledim. Gerçi ona ne kadar çay denilebilirse artık? Kaynar suya bir kaç zencefil parçacığı, biraz limon, bir iki karanfil tamam. Tadı bir şeye benzemese de şifa niyetine içtik artık. Tabi içine atılan malzemeler artırılabilir başka aromalar elde edilebilir elbet. Her şey mümkün. Mide bulantısına iyi geldi mi onu bilemedim.
Canım şu martılarla buluşup onlara simit atmak istiyor...

6 Ocak 2010

yahşi



Her gün, her reklam arası ekranda beliren Cem Yılmaz'ın "Hast du meinen neuen Film gesehen? Nööö? Schnell ins Kino gehen! Gehen, gehen!" diyen ısrarlarına dayanamayıp gittim gördüm geldim.
Tipik bir Cem YLMZ filmi...
Sonradan eklenen not: sırf Cem Yılmaz'ın arap bacı takliti yaptığı sahneyi bir daha görmek için tekrar izlicem! evet yapıcam bunu:)

5 Ocak 2010

2010'da fırtına gibi eseceğim inşallah:)

2010'a
ayıklıkla baygınlık arası gidip gelmekle,
koltukta uzanır vaziyette,
bir sürü mendil, çay ve ağrı / öksürük kesicilerle
girdim ve şikayetçi değilim bundan.
Soğuk algınlığı yakamı bırakmazdı hiç alışıktım ona ama grip nedir bilmezdim şu yaşıma kadar. Kısmet şimdiyeymiş, neyseki atlattım. Doktorumun dediğine göre, şu anda bağışıklık sistemim grip aşısı yaptranlara göre çok daha kuvvetliymiş.
Neyse, Allah kimseye dermansız dert, amansız hastalık vermesin. Grip geldi geçti.
Şimdi kendimi çok daha iyi hissediyorum. Bir daha hiç hasta olmayacakmışım gibi hissediyorum kendimi! (maşallah)
Yakın bir zamanda yolculuk var! ! Oh ne güzel!
Şu anda evde 15 gün daha internet yok... aman ne kötü!
Geçmiş olsun dileklerinde bulunan tüm arkadaşlarıma çooook teşekkür ederim!!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...