Bu yaz bir kaç İLK eklendi hayatıma. Hepimizin ilkleri var elbet, her gün yeni bir ilki yaşama şansımız var, ben benimkilerin bazılarını unutmak istemedim. Ne işe yarayacağını bilmeden yazmak geldi içimden...
Bu yaz ilk defa
- yalnız hem de yapayalnız Türkiye'ye yolculuk yaptm
- yalnız uçağa bindim (yani yanımda bir yakınım olmadan, yoksa başka yolcular vardı yani:))
- İzmir'e inip yine İzmir'den döndüm (yoksa hep Antalya'dan gider geliriz)
- İskender kebap yedim
- Ben (!) 'Balık yemeye gidelim' dedim (yıllarca balık yemeyen biri olarak büyük adım)
- Gülüm Gülsümümle yolculuk yapma olanağım oldu
- 2 çift ayakkabıyla tatile gittim ve yettiğini gördüm (1 çift spor ayakkabı, 1 çift gladyatör sandalet)
- bikinin büyük gelebileceğini gördüm, bugüne kadar sadece daraldıklarını sanırdım
- bir kuaföre yaptığı saçı beğenmediğimi itiraf ettim
- Denizli'de sinemaya gittim (Ice Age 3)
- hamama gittim, üstüne üstlük keselendim:)
- damla sakızlı türk kahvesi içtim
- karışık tost yedim (hep kaşarlı alırdım)
- bir kangal eniğini halıya çişini yaptığı için fırçaladım, tabi daha sonra da halıyı fırçalamak zorunda kaldım:)
- ilk defa gördüğüm küçük bir kızın (belki 5 yaşında) yanağımı sıkarak bana 'sen ne şekersin böyle' dediğini duydum
Yani görüldüğü gibi bazı konularda (balık, iskender, hamam, az ayakkabı) kendimi baya bir aştım bu yaz:)
13 Ağustos 2009
11 Ağustos 2009
Hayatın akışı ve iki film
Hayatın akışına geri döndüm. Aynı yoğunlukta devam, ama stresten uzak bir biçimde olması için özen gösteriyorum. Şu an iki kitap okuyorum, biri Umut, diğeri Aşk... Her iki kitabın isimlerindeki uyum ve ahengi yazınca farkettim. Kulağa ne kadar da hoş geliyor. Her ikisini zevkle okuyorum fakat Umut'u daha çok sevdim.

Bir de iki film izledim. Russell Crowe ve Christian Bale ikilisinin western aksiyon/drama karaşımı filmi 3:10 to Yuma
diğer film ise Devrim Arabaları. Türkiye hakkında bilmediğim bir şeyi daha öğrenmiş oldum bu film sayesinde.
Her iki filmi de beğendim. Özellikle Devrim Arabaları’nı izlemeyenleriniz varsa tavsiye ederim.

Bir de iki film izledim. Russell Crowe ve Christian Bale ikilisinin western aksiyon/drama karaşımı filmi 3:10 to Yuma
diğer film ise Devrim Arabaları. Türkiye hakkında bilmediğim bir şeyi daha öğrenmiş oldum bu film sayesinde.Her iki filmi de beğendim. Özellikle Devrim Arabaları’nı izlemeyenleriniz varsa tavsiye ederim.
5 Ağustos 2009
Kütüphaneme eklenenler

Bu sene tatil fotoğrafı yok ne yazıkki, onun yerine aldığım yeni kitapları paylaşmak istiyorum. Hiç biri hakkında fazla yorum okumadım. Çoğu sizin önerilerinizdi zaten. Gönül isterdiki daha fazlasını alayım.
Almak istediğim kitapların listesini hazırlamıştım önceden ama D & R'a girdiğimde yanımda değildi tabiki. Aklımda olanların bazılarını alabildim (aslında aklımda daha fazlası vardı da abartmak istemedim):
- Uçurtma avcısı, Khaled Hosseini
- Bin muhteşem Güneş, Khaled Hosseini
- Aşk, Elif Şafak
- Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar
- İstanbullular, Buket Uzuner
- Zar Adam, Luke Rhinehart
- Alacakaranlık, Stephenie Meyer
Klasiklerden de olsun istedim bir kaç tane ama tereddüte kapıldım. Hangisine yöneleceğime karar veremedim bir türlü. Hiç bir fikrim yoktu. Danışacak kimsleri de göremedim yakınımda. Sonunda Halide Edib Adıvar'ın adını sık sık duyduğum Sinekli Bakkalı'nı almaya karar verdim. İnşallah beğenirim.
Şu anda Ayşe Kulin'in Umut'u okuyorum. Zar Adam ve Alacakaranlığı Sevgili aldı. Alacakaranlığın filmini henüz izlemedik. Kitabı okuyuncaya kadar da izlemeyi düşünmüyoruz.
3 Ağustos 2009
Rüyanın en güzel yerinde uyanmak gibi birşey
...bu tatil dönüşleri!
En güzel yerinde yağmurlu ve soğuk bir güne uyanmak...
Evet döndük biz. Ne zaman gittik ne zaman geldik bilmiyorum. Birşey anlayamadım bu defa. Fazla gez(e)medik ama yine de farklı tecrübeler biriktirmeyi başardık.
Daha çok Burdur-Denizli arası gittik geldik, kuzenin düğününü de hesaba katarsak yoğun günler geçirdik diyebilirim.
5 günlük Kemer - Beldibi günleri haricinde tatil denilemezdi bu defaki Türkiye ziyaretimize. Ne sevdiklerimizle doya doya kucaklaşabildik, ne de bir yerlere gidebildik. Aslında bunun bilincindeydim. Niye bu kadar şaşırıyorum bilmiyorum. Ancak son günümüzü İzmir'in altını üstüne getirerek değerlendirebildik.
Tecrübelerime gelince:
- Daha önceleri de yapıldığı gibi planlı projeli, liste hazırlayarak gidilmeli tatile (bu defa Sevgilinin hasretinden akıl 5 karış havalardaydı)
- Ne eksik varsa gitmeden önce alınmalı, orada bulurum nasıl olsa birşeyler demek yapılabilecek en büyük hata. İnsan sonuçta alış veriş merkezlerinde harcamak istemiyor vaktini
- Tatilde AN'ı yaşamalı, akıldan o an ne geçiyorsa onu yapmalı
- Oto kiralama işlerini de daha planlı projeli yapmalı - neyse bu defa ucuz atlattık
- Tatil hayatı bizim açımızdan göçebe hayatına benzediği için bir dahaki sefere mutlaka yastığı da tatile götürmeli.
- Fotoğraf makinesi kullanmak için götürülmeli - 3 hafta dolap bekletmek için değil
- Uçağa binildiğinde elde taşınılan ne var ne yoksa en yakın ve en mantıklı yere koymalı, elde kaç parça eşya olduğu ise akıldan asla çıkarılmamalı ve uçağı terk ederken hepsini tek tek saymalı - heba oluyordu caanım takım elbise...
- Havalimanında yük sorunu çıkacak diye birşey almamazlık yapılmamalı
- Halledilmesi gereken ne varsa ilk günlerde halledilmeli - diş doktoruna gitmek gibi mesela
- Birşey satın alırken en ince ayrıntısına kadar kontrol edilmeli, gerekirse paketinden çıkarılıp incelenmeli
Bu konuda aklıma gelenler şimdilik bu kadar.
Özlediklerime gelince:
- Evimin her köşesini çok özledim
- 2. evim saydığım blogumu çok özledim
- Kendi mutfağımda hazırladığım yemekleri özledim:)
Özel Not:
Bir önceki yazıma yolladığınız güzel yorumlarınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim!
3 Temmuz 2009
İzmir - Denizli - Burdur - Antalya
Çok az kaldı. Yakında gidiyorum. İçim içime sığmıyor. Hiç bu kadar heyecanlandığımı da hatırlamıyorum. Daha önce günlerimin bu denli yavaş geçtiğini ise HİÇ hatırlamıyorum.
İnsan iki hafta öncesinden bavulunu hazırlar mı? Moral olsun diye geçen Cuma'dan beri bavul hazırlıyorum. Bir onu koyuyorum, bir diğerini çıkarıyorum, kararımı değiştiriyorum, başka bir şey koyuyorum. Bu serüvenim korkarım Salı akşamına kadar sürecek. Maksat oyalanmak. Çünkü geçen hafta bugün Sevgiliyi uğurladım. Asker yolu gözlüyorum şu an. Biz en fazla bir hafta ayrı kalmıştık. O zaman askere gitmemişti ki. Bir haftanın sonunda onu hala görememek, istediğin an sesini duyamamak pis dokunuyor.
Daha 1 hafta var Aşkımı görmeye. Çok heyecanlıyım. Sanki ilk defa görecekmişim gibi. Kendimi nasıl oyalayacağımı şaşırmış durumdayım. Çarşamba sabah yolcuyum inşallah. İzmir'e ineceğim, GülümGülsümüm'le memlekete doğru yola çıkacağız. Cuma günü Burdur'a yemin törenine katılıp, inşallah Sevgilime kavuşacağım. Askerliğini hayırlısıyla bitirdiğinde şöyle Antalya'ya doğru uzanacağız.
Anlayacağınız bu yaz bu 4 il arasında gidip geleceğim. Ama önce yardan ayrı şu günlerin geçmesi lazım!!!
İnsan iki hafta öncesinden bavulunu hazırlar mı? Moral olsun diye geçen Cuma'dan beri bavul hazırlıyorum. Bir onu koyuyorum, bir diğerini çıkarıyorum, kararımı değiştiriyorum, başka bir şey koyuyorum. Bu serüvenim korkarım Salı akşamına kadar sürecek. Maksat oyalanmak. Çünkü geçen hafta bugün Sevgiliyi uğurladım. Asker yolu gözlüyorum şu an. Biz en fazla bir hafta ayrı kalmıştık. O zaman askere gitmemişti ki. Bir haftanın sonunda onu hala görememek, istediğin an sesini duyamamak pis dokunuyor.
Daha 1 hafta var Aşkımı görmeye. Çok heyecanlıyım. Sanki ilk defa görecekmişim gibi. Kendimi nasıl oyalayacağımı şaşırmış durumdayım. Çarşamba sabah yolcuyum inşallah. İzmir'e ineceğim, GülümGülsümüm'le memlekete doğru yola çıkacağız. Cuma günü Burdur'a yemin törenine katılıp, inşallah Sevgilime kavuşacağım. Askerliğini hayırlısıyla bitirdiğinde şöyle Antalya'ya doğru uzanacağız.
Anlayacağınız bu yaz bu 4 il arasında gidip geleceğim. Ama önce yardan ayrı şu günlerin geçmesi lazım!!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)