4 Eylül 2008

Istanbul 2. Gün 28.07.2008



Gelelim Istanbulda geçirdigimiz 2. güne. Öyle planli projeli olmadi bizim gezimiz. Rüzgar bizi hangi yöne götürdüyse o tarafa gittik. Görmeden olmazsa olmazlarimiz vardi ve onlari bir an önce görmek istiyorduk. Kapali çarsi, Misir çarsisi, Istiklal caddesi, Taksim, Kiz kulesi, Dolmabahçe sarayi, Pierre Loti, Bogaz turu, Büyük ada, camiler, türbeler... (bitmez)



Güvercinleri... (Beyazit meydani)
Kapali çarsi pazar günleri kapali oluyormus. Bu yüzden Pazartesi gittik oraya, daha sonra Misir çarsisini dolastik. Bu çarsilarda saatlerini harcayabilirsin, o kadar çok sey varki, herseyi incelemeye kalksam isin içinden çikamazdim. Öyle alisveris yapma amaçli dolasmadim zaten, alisverislerimi baska bir zamana sakliyorum;-) Yanimda fazla esya bulundurmak istemedim gezerken. Baska bir gün ise annem ve babam'in istedikleri sekilde Kur'an-i Kerim bulabilmek için Sahaflar çarsisina gittik.
Kapali çarsi misir çarsisi derken Beyazit'ta oyalandik biraz.

Beyazit camii'nin bir özelligi de mermer döseli sadirvani olsa gerek.
Daha sonra söyledigim gibi, rüzgar ne tarafa estiyse biz de o tarafa gittik. Dedik hadi Topkapi sarayini gördük sirada Dolmabahçe sarayi var. Dolmabahçe sarayinin tam önünde durduk baktik bir gariplik var, hemen yanimiza bir görevli geldi ve kapali kardesim, kapali. Pazartesi ve Persembe günleri saray kapali oluyor dedi (temizlik nedeniyle). Biz de boynumuzu büktük ve ne yapsak acep dedik, e gelmisken bari Saatli Kule Cafe'de soluklanalim biraz... Muhtesem manzara ve bir yudum Türk kahvesinin tadina doyum olur mu Allah askina..?


Buraya kadar gelmisken, isviçreye görev yapmaya gelen çok sevgili dostlarimizin daha önce nerede hocalik görevi yaptiklarini görelim dedik. Bize uzun uzun anlatmislardi, buraya giderseniz sundan yiyin, oraya giderseniz suraya ugrayin, diye. Bende tek tek not almistim.


Ve o yer Visnezade Camii'ydi:o)

Bu camii Dolmabahçe sarayı'nın arka sırtlarında bulunan camii; kazasker vişnezade mehmet izzet efendi tarafından h.1075/m.1664 senesinde yaptırılmıştır. Yapıldığı dönemden bu yana çeşitli tarihlerde tamir gören ve orijinal yapısını kısmen kaybeden camii kargir olup minber, müezzin mahfeli, çatısı ve son cemaat yeri ahşaptır. Avlusunda birkaç mezar da bulunan camiin hemen altından Dolmabahçe Sarayı'na doğru inen yokuşta da Ahmet Turani baba isminde bir velinin türbesi ve hemen yanında da bizans döneminden kalma bir ayazma mevcuttur. Sağında bulunan minaresi de taştandır ve tek şerefelidir. Camii 1995 kışında geçirdigi elektrik kontağından çıkan yangında dört duvar kalmak suretiyle yanmış ancak büyük şans eseri ve halkla camii vazifelilerinin üstün gayreti neticesinde camiide bulunan kıymetli yazılar ve top rakkaslı fransız boy saati yanmaktan kurtarılmıştır. 1997 senesinde restorasyonu tamamlanan camii ibadete açılmıştır. (eksi sözlük)



Ve gelelim Kiz Kulesine...
Yillaaar yillar önce, yani ben anneme babama çok soru sorarken, mutfak duvarinda asili, bakirdan yapilmis bir süs vardi, çanak seklinde ve üzerinde Kiz Kulesi vardi. Nereden geldigini sormak aklima gelmemisti ama denizin ortasindaki bu kulenin ne oldugunu, neresi oldugunu illaki ögrenmek istiyordum. Annem orasi "Kiz kulesi" dediginde, ardi ardina sorular dizmisimdir heralde. Orada kizlar mi varmis? Sadece kizlar mi gidiyor? Niye kiz kulesi orasi derken su zamana geldik ve gördüm. Cok mutluyum cok :o)





Kiz Kulesinden tarihi yarimadaya bakis...

31 Ağustos 2008

Hosgeldin Ramazan


Cümlemizin Ramazan-i serifi hayirlara vesile olmasi dilegiyle...

22 Ağustos 2008

Istanbul 1. Gün 27.07.2008


Cumartesi gece vardik istanbul'a ve tarihi gezimize pazar günü basladik. Ilk olarak AYASOFYA'YI ziyaret ettik. Elimde hala giris bileti var. Sabah saat 9.45 te almisiz biletlerimizi. O saatlerde henüz kalabalik degildi. Cikista gördük ki baya uzun bir kuyruk olusmus tarihi müzenin girisinde. Neyse biz sansliymisiz dedik...

Not: Ayasofya tam bilet 10 YTL





Ayasofya'nin üst katindan Sultan Ahmet Camii'ye bakis
---

Daha sonra yakinda bulunan Yerebatan Sarnici 'na ugradik. Sicak yaz günlerinde serinlemek için birebir:-) Gerçi bizim gittigimiz ilk günlerde hava zaten serin sayilirdi, bir kaç kez yagmur yagdi...

Yerebatan Sarnici ile ilgili kisa kisa: Civardaki saraylara su sağlamak için I. Justinyen (527-565) devrinde yapılmıştır. Sarnıç, 143 metre uzunluk ve 65 metre genişliğiyle toplam 9.800 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır 28 x 12 sıralı sütunların toplamı 336 adet. (kaynak vikipedia)


Medusa


---
Daha sonra Sultan Ahmet Camii'nin avlusunu dolastik.
---


Topkapi sarayina gitmek için Topkapi istikametine gidiyordukki Ayasofyanin hemen arka tarafinda bulundugunu ögrendik. Elimizde henüz harita yoktu cünkü.




Gezerken eski zamani düsündüm hep, cariyeleri düsündüm. Nasil yasadiklarini, neler yasadiklarini düsündüm. Saraylarin Harem bölümleri dis dünyaya kapaliymis tabi, orada neler oldu bitti kimse bilemez. Bir çok hikaye var anlatilan fakat insan daima bilinmeyenleri merak eder. Topkapinin büyüsü bir baska...

21 Ağustos 2008

Olasiliksiz


Son zamanlarda kendi bloguma bile "acaba bir yenilik var mi" diye giriyorum... iyicene kafayi yedim artik:-)

Tatilden kalan anilari paylasmak istiyordum aslinda, ama fotograflarim henüz hazir degil. Onun yerine tavsiye üzerine okudugum Adam Fawer'in Olasiliksiz (orjinali Improbable) adli kitabindan bahsedeyim biraz.
Ilk baslarda, bu roman hic bana göre degil, ne bu böyle matematik mi çözecegiz hikaye boyunca diye ön yargida bulunmustum. Kitabi tam elimden birakacaktim ki, biraz internette diger yorumlari okudum. Bir kac kisi kitabin basta sikici daha sonra sürükleyici bir serüvene dönüstügünden bahsetmis. Bir sans daha verdim kitaba ve tekrar alip bir kaç yaprak okumaya devam ettim ve gerçekten de, cok farkli bir içerige sahip (en azindan benim okuduklarimin en farklisi:-)).
Hikayede FBI, CIA ajanlarindan tutun, Sizofreni, Epilepsi hastalarina, sevgilisini kobay olarak kullanan doçentlere kadar her birsey var...

Bakalim daha neler cikacak karsima, simdilik bu kadar.

2 Ağustos 2008

Hoscakal Istanbul


Simdilik istanbul maceramiz sona erdi... Günler inanilmaz hizli gecti. Bu arada 500 den fazla fotograf çektim, daha dogrusu çektik. ilerleyen günlerde ya da haftalarda hatta belki isvicreye döndükten sonra yayinlarim artik, hem anilarimizi tazelemis olurum. Bir sonraki duragimiz Izmir. Birazdan uçagimiz kalkacak.

Hoscakal istanbul, bu ilk gelisimdi, son olmamasi ümidiyle görüsmek üzere...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...